İnanç Sözleşmesi Nedir?

İnanç sözleşmesi, inanılan ile inanan arasında yapılan, işleme konu şeyin mülkiyetinin inanılana bırakılıp şartlar gerçekleştiğindeyse mülkiyetin tekrardan inanana geçirilmesini sağlayan güvene dayalı bir sözleşme türüdür.  

Türk hukukunda inanç sözleşmesi genellikle rehin amacıyla yapılır. Ancak inanç sözleşmesi ile rehinden daha güçlü bir hukuki durum yaratılır. Borçlu taraf alacaklısına rehin gibi sınırlı ayni hak tanımak yerine malın mülkiyetini bir süreliğine geçirerek daha ileri bir hak tanır.  

İnanç Sözleşmesinin Unsurları 

  1. Anlaşma 

Taraflar yaptıkları inanç sözleşmesi ile hak ve borçlarını, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından inanana geri verme şartlarını içerir.  

Bu sözleşme ile inanan mülkiyet veya alacak hakkını, bir süre veya amaçla inanılana geçirmeyi taahhüt eder. İnanılan ise süre dolunca veya amaç gerçekleşince kendisine devredilen hakkı tekrardan inanana devretme borcu üstlenir.  

İnanç sözleşmesinin herhangi bir şekil şartı bulunmamaktadır. Ancak sözleşme kapsamında yapılacak tasarruf işleminin geçerlilik şartı bulunuyorsa inanç sözleşmesinin de bu şekil şartına uyması gerekir.  

Örneğin tapuda kayıtlı bir taşınmazın devrini içeren bir inanç sözleşmesinin resmi şekil şartına uyularak yapılması gerekir.  

 

  1. Tasarruf İşlemi 

İnançlı işlemlerde tasarruf işlemi, inanç sözleşmesi ile tarafların kabul ettiği devir işlemidir. Devir işlemi ile inanana ait olan bir hak bir süreliğine veya bir amaç için inanılana geçirilir.  

İnançlı İşlemin Türleri 

  1. Saf İnançlı İşlemler 

İnanç sözleşmesi sadece inananın yararına yapıldığında saf inançlı işlem yapılmış olur. Örneğin inanan alacağının tahsili için elindeki bonoyu inanılana verdiğinde burada inanılanın elde ettiği bir yarar yoktur. Bu tarz inançlı işlemlere saf inançlı işlem denir.  

  1. Karma İnançlı İşlemler 

Karma inançlı işlem ise her iki tarafında yarar sağladığı sözleşme türüdür. Karma inançlı işlemlerin en tipik örneği teminat amaçlı inançlı işlemlerdir. Burada inanılan alacağına karşılık inanana ait olan bir hakkı devralır, inanan da borcuna karşı teminat vermiş olur.  

Muvazaa ve İnançlı İşlem Arasındaki Fark 

Muvazaa, TBK 19. Maddede hüküm altına alınmıştır: 

“Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır. 

Borçlu, yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı kazanmış olan üçüncü kişiye karşı, bu işlemin muvazaalı olduğu savunmasında bulunamaz.” 

Muvazaa, sözleşme taraflarının üçüncü kişilerden gerçek durumu gizlemek için gerçek iradelerine uymayan şekilde sözleşme yapmalarıdır. 

Bir işlemin muvazaalı işlem mi inançlı işlem mi olduğu hususu araştırılırken tarafların iradeleri incelenecektir. Keza, taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla bir işlem yapmışlarsa bu işlem muvazaalı işlem olacaktır.  

İnanç Sözleşmesinin İspatı 

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi Esas No: 2021/2312 Karar No: 2021/6406 sayılı kararında inanç sözleşmesini ispat yolları şu şekilde sıralanmıştır: 

“05.02.1947 tarihli 20/6 sayılı İnançları Birleştirme kararı uyarınca, inançlı işleme dayalı iddianın, şekle bağlı olmayan yazılı delille kanıtlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Şayet, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi yok ise ancak taraflar arasında gerçekleştirilen mektup, banka dekontu, yazışmalar gibi birtakım belgeler var ise bunların delil başlangıcı sayılacağı ve iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği sabittir. Şayet, delil başlangıcı sayılacak böylesi bir olgu da bulunmuyor ise iddia sahibinin son başvuracağı delilin karşı tarafa yemin teklif etme hakkı olduğu da şüphesizdir.” 

Görüleceği üzere inançlı işlem ancak yazılı delille kanıtlanabilecektir. Buna göre inanan, inanılan ile arasında yapılan sözleşmenin inanç sözleşmesi olduğunu bu anlaşmayı yazılı yapmışsa kanıtlayabilecektir. Ancak buradaki yazılılık şartı sözleşmenin geçerliliği ile değil ispatı ile ilgilidir.  

İnanç sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadığı durumda inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi delil başlangıcı niteliğinde bir delilin varlığı halinde uyuşmazlık konusu her türlü delile kanıtlanabilecek hale gelecektir.  

Belirtildiği üzere inançlı işlemler kanıtlanması zor işlemlerdir. Bundan dolayı tarafların hak kaybını en aza indirmesi için bu alanda deneyimli Eskişehir avukatlarından hukuki destek talep etmelidir. Bizimle iletişime geçmek için linke tıklayabilirsiniz.  

 


WhatsApp Destek Hattı